21Şub
FAO, 2022’de, Voluntary Guidelines on the Responsible Governance of Tenure of Land, Fisheries and Forests in the Context of National Food Security (VGGT) adlı bir doküman (bundan sonra Rehber olarak adlandırdık) hazırlamıştır. Yine aynı yıl yapılan, Birleşmiş Milletler Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesinin (UNCCD) 15’nci Taraflar Konferansında (COP15), STK Panelinde (CSO Panel) bu Rehber, sıklıkla dile getirilmiştir.
EVA olarak, Panel dokümanlarını incelerken, sıklıkla atıf yapılan bu VGGT’de ne söylenmek istendiğini merak ettik, Türkçeye çevirdik, tamamını okumak isterseniz aşağıya bıraktık. Ama bu çok uzun, bizim için bir de özet yapsaydınız diye düşünüyorsanız, sizler için buraya bir de özet bıraktık.
Ancak, başlamadan bir eleştiride bulunmak gerekirse, gerek Rehberin adı, gerek Rehber içinde, sürekli arazi, balıkçılık/su ürünleri ve orman üçlüsünün tercih edilmesine anlam veremedik. Neden böyle düşündüğümüzü arazinin tanımına bakarak açıklayalım. Arazi; toprak, su, mineraller, bitkiler ve hayvanlardan oluşan sınırlı bir kaynaktır. UNCCD araziyi, kısaca karasal sistem şeklinde tanımlamıştır. Karasal sistem toprak, bitki örtüsü ve diğer canlıları kapsayan ve içinde ekolojik ve hidrolojik süreçleri de barındıran bir sistemdir. Bu karasal alan, yüzeyin hemen üstündeki ve altındaki biyosferin tüm niteliğini kuşatan alandır ki yüzeye yakın iklim, toprak ve yüzey şekilleri, yüzey suları (sığ göller, dereler ve bataklıklar), yüzeye yakın tortul katmanlar ve buna bağlı yeraltı su rezervleri, bitki ve hayvan popülasyonları (biyoçeşitlilik), insan yerleşim alanları, yapay yapıların (su depoları, kanallar, yollar, binalar vs.) tamamını kapsamaktadır. Yani arazinin içinde hem tarım alanları hem orman hem de sucul alanlar gibi farklı kullanım türleri yer almaktadır. Arazi, sadece orman olarak kullanılmadığına göre, bu Rehber, neden sadece ormanı dikkate aldı anlayamadık. Bununla birlikte, faaliyet olarak da sadece balıkçılık ya da su ürünlerini dikkate alması, araziyle ilgili otlatma, gıda üretimi gibi diğer faaliyetleri neden dikkate almadığını da anlayamadık. Acaba, arazinin belgeli yani, tapulu sahiplik/mülkiyetlik dışında kalan kullanımını mı dikkate almış diye düşündük. Bu düşüncemizden de şu iki husustan dolayı emin olamadık. Biri, bu üçlemenin içine arazinin de dahil edilmiş olmasıydı, diğeri doküman kapsamında gıda üretimi yani tarımsal faaliyetlere, çiftçilere, özel mülkiyete ilişkin hususlara yer verilmiş olmasıydı. Dolayısıyla biz EVA olarak, arazi, balıkçılık/su ürünleri ve orman üçlüsüne genel olarak arazi kelimesini kullanmayı tercih ettik.
Biraz da mülkiyet kavramına bakalım, ardından Rehberin söylediklerine geçelim. Mülkiyet (tenure) kavramı, bir doğal kaynakla ilgili hem hakları hem de sorumlulukları, görevleri kapsamaktadır. Birinin, arazi üzerinde sahip olduğu hak ve yükümlülükleri söylemenin kısa yoludur. Bu hak ve yükümlülükler yasal olarak belgeyle oluşturulduğu gibi, geleneklerle de ortaya çıkabilir. Aslında araziyle ilgili haklarımızdan bahsederken, sahiplenme ve kullanmayı da kastederiz. Bu haklar, satın alma, kiraya verme, ev yapma, yerleşme, miras bırakma gibi yolların yanı sıra araziden tarımsal faaliyetler yoluyla, ekip biçmeye, hayvancılık yapmaya, otlatmaya, avlanmaya, hatta turizm ve kültürel faaliyetlere kadar geniş bir alanın kullanımını kapsamaktadır. Tenure rights kavramında, doğal kaynağın sahibi olması gerekliliği bulunmamaktadır. Kaynak herhangi bir amaç için de kullanılabilir örneğin sahipliğinin olmadığı bir topraktan veya sudan ürün toplanması, hayvanların otlatılması gibi. Başkasının sahip olduğu bir arazi, göl, nehir veya ormandan diğer bir kişi ya da grubun bir amaç için örneğin avlanma, balıkçılık amacıyla kullanması da dâhildir. Dolayısıyla buradaki ince fark; arazi mülkiyet hakkı konuşurken, sadece belgeli sahipliği değil, belgesiz yani yılların getirdiği geleneksel kullanımın da konuşulması gerektiğidir.

Yorum Yaz